Sıkı can iyidir çabuk çıkmaz… mı gerçekten?
Hadi bugün okulları gezelim birlikte. Okulla ilgili can sıkıntıları neymiş öğrencilere soralım, kendi can sıkıntılarımızı sorgulamadan önce. Hazırsanız 1700 okuldaki 500.000 öğrenciyi gözlemlemeye ve onlardan veri toplamaya gidiyoruz.
Bir ilkokul sınıfındayız şu an. Konuştuğumuz her 10 öğrenciden 8'i okula ilgi duyuyor, meraklı ve iyimser.
Bir orta okul sınıfında buluyoruz kendimizi birazdan. Hesaplıyoruz; her 10 öğrenciden 6'sı okula ilgi duyuyor, meraklı ve iyimser.
Son olarak bir lise sınıfındayız.
Bu defa her 10 öğrenciden yalnızca 4'ü okula ilgi duyuyor, meraklı, iyimser.
Kendimiz gezmemiş olsak bile, 2013 yılında yapılan bir araştırmanın sonuçlarını temsil ediyor bu rakamlar. Her geçen yıl öğrencilerin okulla olan bağının nasıl zayıfladığını gösteriyor aşağıdaki grafikte.
Daha güncel araştırmalar da doğruluyor bu bulguları. Liselerdeki her 10 gençten 7'si okuldan bazen de olsa sıkılıyor.
— Olur öyle.
— Arada sıkılmak normaldir.
— Hangimiz sıkılmadık ki zaman zaman?
‘’Sıkı can iyidir çabuk çıkmaz,’’ demeden önce ‘’Okul çok sıkıcı’’ diyen kişi aslında bize ne gibi mesaj iletmek istiyor diye sormak lazım diyor bir yazısında, eğitimci ve yazar John Warner.
‘’Çok sıkıcı’’ çünkü şu an aldığım eğitim benim için uygun mu emin değilim.
‘’Çok sıkıcı’’ çünkü bu dersin/konunun/işin bana ne faydası olacak bilmiyorum.
‘’Çok sıkıcı’’ çünkü daha önce de çalıştım ama yine de başarısız oldum.
‘’Çok sıkıcı’’ çünkü ne kadar çalışırsam çalışayım başarısız olacağım.
‘’Çok sıkıcı’’ çünkü öğretmen/ders çok sıkıcı.
‘’Çok sıkıcı’’ çünkü gerçekten de çok sıkıcı.
Sıkılan bir can sırt çantasında neler taşır?
Sükût-u hayâl? Yalnızlık? Durup soluklanabileceğin bir ana olan ihtiyaç? Anlam arayışı? Sizce ne?
Can sıkıntısı konusunda, Harvard Üniversitesi Profesörü Todd Rose alışılagelmemişi sorgulatıyor bize: Sıkılmak kelimesinin tersi nedir? Keyif almak mı? Eğlenmek mi? Belki de bu kelimenin tersi, diyor, o an elindeki işle meşgul olabilmek, onunla anlamlı bir bağlantı kurabilmektir.
Peki tüm sıkıcılığına rağmen elimizdeki işi yapmaya nasıl devam edebiliriz? Nasıl anlamlı bir bağ kurabiliriz onunla? Belki de cevaba giden keşifte şu sorular yardımcı olabilir rotamızı ayarlamaya:
Şu an benim için çok sıkıcı olan bu şeyin önem verdiğim bir amaçla bağlantısı nedir?
Şu an benim için çok sıkıcı olan bu şeyden bir şey(ler) öğrenebilir miyim?
Şu an benim için çok sıkıcı olan bu şey beni hayalini kurduğum o heyecan veren amacıma bir adım da olsa yaklaştırabilir mi?
Kolay değilse cevaplamak, belki bir adım geriye alabiliriz adımımızı:
Benim içim önemli olan değerler neler?
Amaçlarım neler?
Düşününce beni heyecanlandıran, yüzümde bir tebessüm oluşturan ideallerim neler?
Bu soruları sormayı bile sıkıcı bulanlarımız peki? Bkz: yardım istemenin önemi.